Ucuz Nakliyat Bomba Gibi
Yok yok başlığa bakıp da hemen TSK’yı yıpratacağımı zannetmeyin. Ne haddime…
Ama müsaadenizle kamyonu yıpratacağım biraz.
Hani şu brandası açılınca kasasından vıcır vıcır bombalar çıkan kamyonu.
(Bundan sonra ‘’Dikkat! Trafik canavarı çıkabilir.’’ tabelalarına bu kamyonun resmi konmalı bence.)
Bir de kamyonun TSK tarafından tutulduğu çıkmadı mı ortaya… Vah ki ne vah… Üstelik aynı onun gibi on iki kamyon daha geçmiş gitmiş gözlerimizin önünden de bizim haberimiz olmamış. Kabak, ihbar mektubuna takılan on üçüncü kamyonun başına patlamış. 13. olmak uğursuz gelmiş besbelli. Oysa ki kasasının arkasında koskocaman bir de nazar boncuğu resmi vardı. İşe yaramamış demek ki… Tüh tüh… Nakliyeci firmaya tavsiyem: Bir daha ki seferde güvenlik tedbiri olarak at nalı asmayı denesinler. Uğur getirir derler.
Nakliye şirketini üzmek istemem ama, doğruya doğru, ben öyle bir kamyona evimi taşırkenki kıytırık eşyalarımı bile emanet etmem… Ama işte koskoca TSK, mühimmat emanet etmiş. Vardır elbet ”mühim” bir bildikleri…
Nitekim, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Arslan Güner de: ‘’Özellikle Güneydoğu dahil pek çok intikalimizde, son zamanlarda hem personel intikalimizde otobüs tutuluyor, hem malzeme intikalimiz çoğunlukla bu tür araçlarla yapılıyor. Bunun güvenlik boyutu var, ekonomik boyutu var. Diyelim özel kuvvet askeri araç çıkarsaydı Ankara’dan bir boş araç gidecek birliğe, o yolu kat edecek yükleyip geri getirecek. İki kez olacak. Öbüründe belirli bir fiyata kiralıyorsunuz şoförü ve yakıtı ona ait. Dolduruyor, getiriyor, işi bitiriyor. Selamını verip gidiyor. Onun için dünyada çok uygulanan bir yöntemdir. Bizim bu konudaki yönergemiz buna cevaz veriyor.’’ diyor. (Cümlelerdeki bozukluklar bana ait değl. Fikret Bila’nın yaptığı söyleşiden naklettim.)
Demek ki neymiş: Ucuz ve güvenlikli bir yöntemmiş…
Netekim, benim de servisin ucuzluğuna bir lafım yok… Milli Savunma Bakanlığının 6 Kasım 2008 tarihli personel naklinde kullanılacak (Enkaylar şirketine ait) 1 otobüsün ihale bedeli de:1400 YTL imiş zaten (Ayrıntısını merak ederseniz buraya tıklayabilirsiniz,)… Ve yine netekim, üstünde durulacak bir rakam da değil hakkaten… Bendeniz, gariban bir internet yazarı olduğumdan başka belgeye ulaşamadım. Ama TSK’dan ve paşasal mekanlardan çıkmayan ‘’cevval’’ gazetecilerimiz, mühimmat yüklü kamyona ait daha ayrıntılı ve tatmin edici belgeler bulurlar mutlaka.
Her neyse, en nihayetinde ben bunun ucuz, yani ekonomik bir nakliye biçimi olduğu konusunda ikna oldum. Gözbebeğimiz ordumuza, ‘’bizim cebimizden çıkan vergilerimizle har vurup harman savuruyorlar’’ diyen hazımsızlar düşünsün gerisini…
Fakat şimdi tutup da ‘’ucuz etin yahnisi yavan olurmuş,’’ desem TSK’ya asimetrik savaş mı açmış olurum acaba?…
Hadi diyelim ki hem kamuflajlı hem de tasarruflu nakil yaptırmışlar ve bir taşla iki kuş vurmuşlar…
Ama yine de birinin bana bunun nasıl bir ‘’güvenlikli nakil yöntemi’’ olduğu konusunda brifing vermesi lazım.
Hoş, yine de anlayabileceğimi pek sanmıyorum.
Yine diyelim ki güvenlik ağından, kortejinden vs. vazgeçtik… Kamuflaj olayını da anladık… Ama yine de bu kadar riskli malzemenin gelişi güzel bir muşamba ile öylesine örtülüvermesini anlamak pek kolay değil. O kasadakiler patates değil ki düşerse toplayıp, pişirip yesin millet. Bomba ya hu bunlar, bomba…
(Sahi, Turgutlu’da da yol ortasında bomba bulmuş vatandaşlar. O bombanın da bu tür kamyonlardan birinden düşmediği ne malum?… Hani önden giden 12 kamyon vardı ya, onlardan birinden düşmüş olamaz mı mesela?… Ayrıntılar için tıklayın yine bir zahmet… )
Başından da söyledim ya, orduyu yıpratmak gibi bir niyetim hiç ama hiç yok… Üstelik Org. İlker Başbuğ, neden bilmem, belki de içine düştüğü zor durumlardan ötürü, bu hayatta en çok empati ve hatta sempati duyduğum insanlardan biri…
Ama yine de, yani, kahretsin ki, o Allah’ın belası aklıma, her gün iki bine yakın kazanın olageldiği, yollarında trafik canavarlarının cirit attığı bir memlekette yaşadığımız geliyor.
Ve diyorum ki o empati ve sempati duyguları içinde olduğum Başbuğ’a:
Bizler, kendimizin ve çoluk çocuğumuzun canını -bir savaş halinde- sizlere emanet ediyoruz gönül rahatlığıyla. Amma ve lakin şu ”barış” ortamında sizlerin bizlere reva gördüğünüz bu özensizliği hiç ama hiç anlayamıyoruz.
Nasıl olur da bizleri, yani evlatlarınızı, yani yurttaşlarınızı, yani kendi canlarınızı, her an patlamaya hazır dinamit, pardon bomba, yüklü kamyonların insafına teslim edersiniz….
Bu mudur yani sathı müdafa?…
Sahi, nedir bu?…
İhbarcı mektubuymuş, Ergonkonmuş, şuymuş, buymuş…vs… gerçekten hiç umurumda değil… İşin orasını ister askeri, ister sivil ‘’savcılar” düşünsün…
Ama ben, sıradan bir yurttaş olarak, kendimin ve çocuklarımın can güvenliği adına, canımıza kasteden bu korkunç trafik canavarlarının nasıl olup da hiçbir güvenlik önlemi olmaksızın dolaşabildiğini merak ediyorum…
Gebze Nakliyat – Tuzla Nakliyat – Samsun Nakliyat – Gebze Evden Eve – Gebze Nakliyat – Kandıra Nakliyat – Adapazarı Nakliyat